Skip to main content

Yaşamın birçok alanı ve evresinde kendimize, çevremize, kişilere, kurumlara karşı sorumluluklarımız olur. Bu sorumluluk dediğimiz görevleri yerine getirmek özsaygımızı, özgürlüğümüzü ve yaşam doyumumuzu doğrudan etkilemekle beraber işlerin aksamadan yürümesinde de etkin rol oynar. Kendimize karşı olan sorumluluklarımızı görmek ve karşılamak ötekiler ile olan ilişkilerimize de olumlu yansır. Kendimizi, duygularımızı, ihtiyaçlarımızı tanımak, eylemlerimiz ve seçimlerimizin sonuçlarını üstlenmek kendimize ait başlıca sorumluluklarımız arasında yer alır.

 Peki nasıl öğreniriz bu sorumlulukları? Hayatta ne zaman sorumluluk almaya başlamalıyız?  

Erken Dönem Yaşantıda Sorumluluk Almanın Önemi

Çocukluktan itibaren çocuğun yaşına uygun sorumluluklar verilmesi bir birey olduğunu hissetmesinde, başarı hissini tatmasında önem taşır. Okul öncesi dönem çocuğun yaşamında sorumluluklara yer vermesi, görev üstlenmesi için ideal bir dönemdir. Odasını toplaması, bir çiçeğe düzenli olarak su vermesi, masa hazırlamaya yardım etmesi, kıyafetlerini kendisi giymesi, kurallara uyum sağlaması, verilen ödevleri yapması gibi yaş grubu becerileri ile paralel görevleri olması çocuğun özgüvenini geliştirir, başarı hissini tatmasını sağlar. Erken yaşta sorumluluk almaya başlamanın bireyin yaşamındaki bir diğer önemli etkisi ise bireyleşmeyi öğrenmesine yardımcı olmasıdır. Çocuğun ayrı bir birey olduğunu ve ebeveynlerinden ayrıştığını görmesinin ilk adımlarındandır. Sorumluluk alan çocuklar yetiştirmenin bir başka önemli adımı da etkili bir öğrenme yöntemi olan model yolu ile öğrenme şeklinde gerçekleşir. Sorumluluk alan ve takibini yapabilen bir anne babayı gözlemleyerek büyüyen bir çocuk için bu becerinin gelişmesi daha kolaylaştırıcı şekilde olabilmektedir. 

Kendi Yaşamımızın Sorumluluğunu Alabilmek

“Eğer annem öyle davranmasaydı…”, “babam böyle biri olmasaydı…” gibi var olan davranış kalıplarımız ya da duygularımızı bir nedene dayandırma ihtiyacımız bazen de bunların getirdiği sorumluluklardan kaçma isteğimizden kaynaklanabilir. Bir nedene dayandırıyor olmak çözüme kavuşturmasa da anlık olarak bir rahatlama sağlayabiliyor. Ancak uzun vadede davranışlarımızın, hissettiklerimizin sebebini bir yere dayandırdığımızda, bir nevi bunlara belki ‘günah keçisi’ seçtiğimizde günün sonunda yine de davranışlarımız ya da duygularımız rahatsızlığa sebep olmaya devam ediyor. Erken dönem yaşantılarımızda maruz kaldığımız durumlara müdahalemiz sınırlı olabiliyor ancak yetişkin olmakla birlikte hayatımızın sorumluluğunu ele aldığımızda rahatsız olduğumuz durumlardan çıkabilmek için ipler bizim elimizde oluyor.

Aile içinde aşırı koruyucu ebeveynlik, çocuğun yerine her şeyi yapan bir yetişkin figürü ya da tam tersi, kaotik bir ortamda büyüyüp sorumlulukların gereğinden fazla yüklendiği bir çocukluk, bireyin yetişkinlikte sorumlulukla ilişkisini şekillendiriyor.

Hayatımızın Öznesi Olmak

  • Sorumluluk hayata küçük adımlar ile dahil edilebilir. Örneğin; hayatımıza bir sabah rutini eklemek, kişisel bakımımıza özen göstermek, beslenmemize dikkat etmek gibi küçük ama hayatımız üzerinde olumlu etkilerini görebileceğimiz alışkanlıklar edinerek hayatımızda bir şeyler yapmanın sorumluluğunu alarak ilk adımı atmak önemli olabilir. 
  • Sorumlulukları parçalara bölerek küçük hedefler belirlemek aynı zamanda sorumluluklara karşı bir savunma mekanizması olarak oluşturmuş olabileceğimiz erteleme döngüsünü kırmada da etkili olabilir.
  • Bireyin kendi davranışlarının, kararlarının sorumluluğunu alabilmesi aynı zamanda benlik algısını olumlu yönde etkileyerek özgüvenini artırır. 
  • Hayatta her zaman bazı kararları almada desteği başkalarında arıyorsak kendimize dair yetersizlik algısı geliştirmiş de olabiliriz. Kendi hayatımızın sorumluluğunu almak aynı zamanda özgürleştirici bir etki de yaratır.
  • Kendi kararlarımızın sonuçları ile yüzleşmek beraberinde hatalarımız ile yüzleşmeyi de getirir. Kendimizi hiç hata yapmadığımız, sorumluluğu bir başkasına yüklediğimiz bir düzende gelişimden de uzaklaşmış oluruz. Oysaki sorumluluk alıyor olmak bir öğrenme fırsatıdır. 
  • Ayrıca sorumluluk almanın hayatta kurduğumuz tüm ilişkiler ile de bir bağı olur. İlişkilerimizin, yaşadığımız çatışmaların, kurduğumuz bağların sorumluluğunu alabiliyor olmak ilişkilerde de bağları ve iletişimi güçlendirici bir yerde yer alır. 

Sorumluluk almak, hayatın direksiyonuna geçmek ve yönümüzü bilinçli bir şekilde belirlemek demektir. Ayrıca yalnızca bir görev değil aynı zamanda bireyin kendini gerçekleştirme sürecinin de önemli bir parçasıdır. Geçmiş deneyimler, bugünkü davranışlarımızı şekillendirse de, bunları fark ederek ve üzerinde çalışarak değişim mümkündür. Terapi süreci de, bu değişimin sağlıklı ve sürdürülebilir olmasına katkıda bulunur. 

Siz hayatınızın hangi alanlarında daha çok sorumluluk almak isterdiniz?

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.