Son zamanlarda gündelik sohbetlerde, seans odasında sıkça değindiğimiz bir konu var: hiçbir şey yapmamış olsak bile yorgun hissetmek ve odaklanmakta zorluk yaşamak. Anda kalmak kavramının gün geçtikçe daha da azalması bunun sebeplerinden biri olarak hayatımızda yer alıyor.
Zihnimiz Neden Anda Kalmakta Zorlanır?
Bunun birçok sebebi olsa da zihinlerimizin sürekli geçmiş ya da gelecek ile meşgul olması, olasılıkları yönetmeye çabalaması gibi sebepler büyük oranda zihinlerimizi içinde bulunduğumuz andan uzaklaştırıyor. Zihnimizde uçuşan düşünceler şimdiki zamanı, içinde bulunduğumuz bir konum halinden geçip gitmek için uğradığımız bir durak haline getiriyor. Şimdiki zamanda, şu anda kalmak, içinde bulunduğumuz anı olduğu haliyle deneyimlemek demektir. Ama bunu deneyimlemek her zaman kolay olmayabiliyor.
Geçmişte Kalmak: Pişmanlık ve Suçluluk Duygusu
Düşüncelerimiz geçmiş üzerinde yoğunlaştığında çoğunlukla suçluluk, pişmanlık, öfke ile meşgul oluyor.
“Keşke öyle yapmasaydım.”
“Neden öyle söyledim?”
“Bunu yaşamasaydım şimdi nasıl olurdu?”
Bu ve benzeri düşünceler ile geçmişi değerlendiren bir zeminde kaldığımızda zihnimiz gitgide içinde bulunduğumuz andan uzaklaşmaya yönelir. Çeşitli olasılıkların içinde bugünümüzü etkilemeyen düşünceler ile baş başa kalırız.
Geleceğe Takılmak: Kaygı ve Kontrol Arayışı
Geleceğe yönelik düşünceler ise çoğunlukla kaygı ve kontrol etme isteğimizi içinde barındırıyor.
“Ya şöyle olursa?”
“Yeterince hazır mıyım?”
“Bunu yapmazsam ne olur?”
Olasılıkları yönetmeye ve planlamaya çalışırken aslında bir yandan belirsizlik duygusu ile de mücadele ediliyor. Belirsizliğe tahammülün daha az olduğu durumlarda kontrol arayışına giriliyor ve zihin gelecekte olabilecek senaryolar üzerinde yoğunlaşmaya başlar hale geliyor.
Ne Zaman Müdahale Etmeli?
Zihnimizin geçmişe ya da geleceğe gitmesi aslında geçmişten ders çıkarabilmek, yol haritası belirleyebilmek, geleceği planlayabilmek adına işlevsel olabilmektedir. Burada önemli olan nokta düşüncelerimizin geçmiş ya da geleceğe gitmesi işlevsel olmaktan çıktığında, gündelik işlerimizi yapmakta zorlandığımızda, odaklanmakta güçlük çektiğimizde ve zihnimizin sürekli meşgul olmaktan dolayı yorgun hissettiğimiz zamanlar sıklaştığında kontrole ele alabilmekten geçiyor. Bunları yaşıyor olmak bedenimizin bize düşüncelerimizi düzenlemek ve kontrol etmek üzere sinyal verdiğini gösteriyor olabilir.
Zihin, Bazı Duygulardan Kaçmak İçin de Meşgul Olabilir
Kimi zaman da zihnin geçmiş ya da gelecek ile meşgul olması kişiyi içinde bulunmakta zorlandığı duygulardan koruma görevi üstleniyor. Şu anın içinde kişi kendisi ile baş başa kaldığında bazen oralarda sessizlik, yalnızlık, boşluk, bastırılmış duygular ile karşılaşabiliyor. Bu duygular ile karşılaşmak ve kalmak zorlayıcı olduğundan zihni sürekli meşgul etmek daha konforlu olabiliyor. Ancak bunun sonucunda da kendimizle, hislerimizle teması koparmış oluyoruz.
Bir anın içindeyken gerçekten orada olmak; çevremizi, bedenimizi, duygularımızı hissedebilmek…
Zihin her seferinde başka bir yere kayacak, bizse her seferinde onu şefkatle geri getirmeyi öğreneceğiz. Tıpkı nefes çalışmasında olduğu gibi: Dikkat dağılır, fark ederiz ve nazikçe yeniden yönlendiririz.
Anda Kalmayı Deneyimlemenin Birkaç Yolu
-
Gün içinde kısa anlarda durup “Şu an ne hissediyorum?” diye sormak.
-
Meditasyon pratiklerine yer vermek.
-
Nefes egzersizleri yapmak.
-
Yürüyüş yaparken doğaya, rüzgara, etrafımızda olan bitenlere, adımlarımıza odaklanmak.
-
Yemek yaparken/yerken renklerine, kokusuna, tadına odaklanmak.




