Skip to main content

Dünyaya geldiğimizde, kurduğumuz ilk ilişki birincil bakım verenimiz ile gerçekleşir. Bu kişi de kimi durumlarda farklılık gösterse de çoğunlukla annedir. Yaşamın ilk yıllarında temel ihtiyaçlarımızın karşılanması için birine bağlı olduğumuz kadar dünyayı algılama, iletişim ve ilişki kurma gibi becerileri de ilk olarak aile içerisinde deneyimliyoruz. Erken çocukluk döneminde birincil bakım verenimiz bağlanma figürümüzü oluşturuyor ve o dönemde deneyimlediklerimiz ya da model alarak öğrendiklerimiz ilişki kurma biçimlerimiz üzerinde önemli bir etkiye sahip oluyor. 

John Bowlby’nin bağlanma teorisi, bireyin hayatının ilk yıllarında bakım veren ile kurduğu iduygusal bağdır. Bu ilişkinin gelecekteki tüm ilişkilerinin temelini oluşturduğu öne sürülür. Bowlby’e göre kurulan bu ilk ilişkide deneyimlediğimiz bağın kalitesi, genellikle diğer insanlarla ve kendimizle ne kadar iyi ilişki kuracağımızı ve hayatımız boyunca yakınlığa nasıl yanıt vereceğimizi belirler. 

Birincil bakım verenimizin fiziksel ihtiyaçlarımızı olduğu kadar aynı zamanda sevgi, güven gibi ihtiyaçlarımızı karşılayacağını bilmemiz dünyaya dair güvenli bir algılayış geliştirmemizi sağlar. Güvenli bağlanmaya sahip olmanın bireyin sağlıklı ilişkiler kurmasında, psikolojik sağlamlığı ve iletişim becerileri ve bilişsel becerilerinde destekleyici bir unsur olduğu bilinmektedir. 

John Bowlby ‘nin ardından Mary Ainsworth tarafından yapılan Yabancı Durum deneyi ile bağlanma teorisi genişletilmiştir. Bu deneyde çocukların bakım verenleri odadan ayrıldığında ve geri geldiğinde verdikleri tepkiler üzerinden bağlanma stilleri değerlendirilmiştir. 

Bağlanma Stilleri

Bağlanma stilleri güvenli, kaygılı, kaçıngan ve ilerleyen yıllarda Mary Main’in katkıları ile düzensiz bağlanmanın eklenmesiyle dört başlık altında incelenmektedir. 

Güvenli Bağlanma: Güvenli bağlanmaya sahip bireyler bakım vereni tarafından ihtiyaçlarının karşılanacağını, duygusal olarak kapsanacağını bilirler. Hayata gözlerimizi açtığımızda bakım verenimiz tarafından kapsanacağımızı ve bizim için orada birilerinin var olacağını bilmek dünyayı güvenli bir yer olarak algılamamızı sağlar. 

Güvenli bağlanma, dünyayı keşfetmemiz ve dış dünyaya açılmamız için gerekli olan temel güven duygusunu sağlar. Bu güven eksik olduğunda, hem dış dünyaya adım atmak hem de kendi iç dünyamıza dönüp bakmak konusunda kendimizi hazır hissetmeyiz ve bu durum gelişimimizi olumsuz etkileyebilir. Güvenli bağlanmaya sahip kişilerin kurduğu ilişkilere de bu güven hissi, sağlıklı sınırlar koyabilmek, kendine yönelik olumlu benlik algısı yansır.

Kaygılı Bağlanma: Bu bağlanma stilinde, en büyük endişe kaynağı, bağlanılan kişinin uzaklaşması ya da terk edilme ihtimalidir. Burada bakım veren çocuğun ihtiyaçlarını tutarsız şekilde karşılamıştır. Yani bir var bir yoktur. Bu stile sahip kişiler ilerleyen yıllarda ilişki kurduklarında ilişkide oldukları kişinin her zaman orada olacağına güvenmekte güçlük yaşarlar. Hem yakınlığa karşı ihtiyaç duyarlar hem de bu yakınlığın her zaman karşılanmayabileceğine dair olan yoğun endişe ile birlikte bir kanıt duyma ihtiyacında olabilirler. 

Kaçıngan Bağlanma: Bu bağlanma stilinde anne çocuğun ihtiyaçlarına karşı tepkisiz, soğuk ve ilgisizdir. Çocuğun ihtiyaçlarını görmez ya da bir tepki vermez. Böylelikle çocuk da ihtiyaçlarını ifade etmekten vazgeçer ve duygusal gereksinimlerini bastırmaya başlar. Duygusal gereksinimler bir süre sonra bilinçaltına itilir. İlerleyen yıllarda bir ilişki kuracağı zaman ötekilerin kendisine yaklaşmasına karşı oldukça mesafeli olur. Başkalarına ihtiyaçlarını ifade etmez ve ayrıca ötekilerin ihtiyaçlarını algılamakta da zorlanır. 

Düzensiz Bağlanma: Bu bağlanma stiline sahip bireylerin ebeveynleri psikolojik açıdan desteğe ihtiyaç duyan kişiler, psikiyatrik bozukluğa sahip kişiler olabilir. Taciz ya da istismara uğrayan çocuklarda da görülebilen bir bağlanma stilidir. Burada çocuk bakım vereni tarafından ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmayacağından hiçbir zaman emin olamaz. Çocuk kafa karışıklığı ve korku yaşayabilir. Bakım verenlerinin güvenilmez kişiler olduğunu düşünürlerken aynı zamanda o kişiler tarafından ihtiyaçlarının karşılanabildiğini de görebilmektedirler. Birçok bağlanma stili özelliklerini bir arada barındırabilir. 

Bağlanma Stilleri ve İlişkiler

Bağlanma stillerinin yetişkin ilişkileri üzerindeki etkileri, kişinin romantik, sosyal ve hatta profesyonel ilişkilerde nasıl davrandığını büyük ölçüde şekillendirir. Bu bağlanma kalıpları, bireyin duygusal ihtiyaçlarını nasıl karşıladığı, stresle nasıl başa çıktığı ve başkalarına ne kadar güven duyabildiği gibi birçok faktörü etkiler.

Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler, ilişkilerinde daha dengeli, tatmin edici ve sağlıklı etkileşimler kurma eğilimindedirler. Duygularını ifade etme konusunda rahattırlar. Kendi ihtiyaçlarını ve partnerlerinin ihtiyaçlarını anlayıp denge kurabilirler. Hem kendilerine hem de partnerlerine alan tanıyabilirler, ilişkideki sorunları daha olgun bir şekilde ele alırlar.

Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, partnerlerinden daha yoğun onay ve ilgi bekleyebilirler. Terk edilmeye dair aşırı bir hassasiyet gösterebilir ve kaybetme korkusu ile birlikte sık sık kontrol etme ihtiyacı duyabilirler. İlişkide yaşanan herhangi bir olumsuz kaygılı bağlanan bir kişinin dünyasına çok daha büyük bir sorun ve stres kaynağı olarak yansıyabilir. Aşırı yakınlık ve bağımlılık ihtiyacı içerisinde olabilirler. 

Kaçıngan bağlanma stilinde ise birey duygusal yakınlıktan kaçınır ve ilişkide mesafeli olmayı tercih edebilir. Bağımsızlığına oldukça önem verir. Duygusal yakınlık kurmaktan uzak durmasıyla beraber aynı zamanda partnerinin duygusal yakınlık ihtiyacını anlamlandıramayabilir. Bir çatışma yaşandığında daha çok mesafelenmeyi tercih edebilir. 

Bağlanma stillerimiz kendi duygusal dünyalarımızda olduğu kadar ilişki kurma biçimimiz, iletişim kurma şeklimiz, problem çözme becerilerimiz gibi hayatımızda önemli olan birçok nokta üzerinde etkilidir. 

Bağlanma Stilleri Değişebilir mi?

Bağlanma stilimiz ilk olarak bakım verenlerimiz ile kurduğumuz ilişki beraberinde gelişse de; hayat boyu deneyimlediklerimiz, kurduğumuz ilişkiler, geliştirilen farkındalıklar ile hayatın ilerleyen dönemlerinde değişebilmektedir. Kurduğumuz ilişkiler bağlanma stilimiz üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Güvenli ve sağlıklı ilişki kurduğumuz kişiler ile güvenli bir bağlanma stili geliştirmeyi deneyimleyebiliyoruz. Bu kişiler bazen bir romantik ilişkideki partner, bazen bir arkadaş, bazen ise terapistiniz olabiliyor. Terapide danışan ile terapist arasında güvene, şeffaflığa dayanan ilişkinin bu noktada etkisinin büyük olduğunu söyleyebiliriz. Bir ilişki içerisinde neden öyle davrandığınızı, ihtiyaçlarınızın neler olduğunu fark etmek ve bunların nasıl karşılanabileceğine, düzenlenebileceğine yönelik farkındalık geliştirmek de kendi bağlanma stilinizin değişebilmesine dair ihtiyaçların neler olduğunu görebilmeye yardımcı olabilir. Var olan bağlanma stillerimiz otomatik olarak sürse de buna dair bilinçli bir çaba göstermek, destekleyici ve yapıcı ilişkiler kurmak, terapötik yaklaşımlara alan açmak  bağlanma stillerinin değişebilmesine olanak sağlar. 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.