Skip to main content

Aklıma Gelen Hep Başıma Geliyor! Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Kendini gerçekleştiren kehanet, kişinin ötekiler, durumlar, olaylar hakkında olumlu ya da olumsuz inançlarının gerçekleşmesi durumunu tanımlayan kavramdır. Bu kavram ilk kez sosyolog Robert K. Merton tarafından ortaya atılmıştır.

Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar.” David J. Schwartz

Kişilerin beklenti ve inançlarının, davranışlarını ve dolayısıyla da sonuçlarını etkilemesi durumudur.
Beklenti ve inançların gerçeklik üzerindeki etkisini gözler önüne serebilecek bir kavramdır. İnançların gerçekliği yarattığı bu olgu, çok çeşitli beklentiler için ortaya konabilmektedir.

Kişiler zihinlerinde belli beklentiler ve inançların gerçekleşeceği düşüncesine sahip olduklarında bilinçdışında beklentilerinin gerçekleşmesi için kendi davranışlarında değişimlere gitmektedirler. Bunların sonucu ise kendi beklentilerinin gerçekleşmesi ve düşüncelerinin doğrulanması şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Aklımıza gelenler başımıza gelir, bilinçdışının gücünü görmüş oluruz. Bunu bir dairesel bir döngü şeklinde de düşünebiliriz: davranışlarımız beklentileri şekillendirir ve diğer bir taraftan beklentilerimiz sonucu davranışlarımız ortaya çıkar.
Kendini gerçekleştiren kehaneti hem kendimize dair inançlarımız hem de ötekilere karşı düşüncelerimiz üzerinde görebiliriz.

Günlük yaşantımızda sıklıkla karşılaştığımız bazı söylemler bu kavramı açıklamak için örnek olabilir.
Bir ilişki içerisinde “kesin yine terk edileceğim, bu kişi güvenilmez biri, benden sıkıldı galiba” gibi yargılara sahip olan biri ilişki içerisinde bu düşüncelerini doğrulayacak şekilde davranışlar sergileyerek düşüncelerinin gerçekleştiği durumlar yaşayabilir. Bir işin sonucunda başarısız olacağı ya da bir sınavdan geçer not alamayacağı yönünde düşüncesi olan kişi yeterli zamanı ve çabayı harcamayarak o işte ya da sınavda başarısız olabilir.

Bir beceriyi öğrenmek, kişilerin davranışlarından çıkarımda bulunmak (“kesin beni sevmedi, o soğuk biri vb.”), bir işin gerçekleşmesi, bir yarışa katılmak gibi hayatın birçok alanında örneklerini yakalayabileceğimiz kendi yarattığımız olumsuz düşüncelerimizin gerçekliğini yaşadığımız durumların içerisinde kendimizi bulabiliriz.

Hayatımızda olumsuz durumlar ile karşılaştığımızda aslında her durumda olduğu gibi altında anlamlar, kanıtlar aramak isteriz.

Kendini gerçekleştiren kehanet, yalnızca olumsuz durumlar için geçerli olmamaktadır. Olumlu olacağına inandığımız durumlara yönelik bunu gerçekleştirecek şekilde davranışlar ortaya koyarak olumlu sonuçlara da ulaşabiliriz.

Sizin hayatınızda, konuşmalarınızda, zihninizde sıklıkla kendini tekrarlayan, sizi doğrulayan yargılar olduğunu fark ettiğiniz oluyor mu? Bu inançlar daha çok hangi alanlara dair, ne kadarı size ait, ne kadarı gerçeği yansıtıyor? İnançlarınızı, beklentilerinizi ve bunların gerçekliğini fark etmek, genel geçer anlamlar yüklemeden her durumu kendi çeşitli olasılıkları içerisinde yaşamaya izin verebilmek nasıl olurdu?

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.